ÇEVREMİZİ TANIYALIM

Bu sayfa İLTUR merkezli bir çevrenin tanıtılması için ayrılmıştır. Özellikle uzak yerlerden gelen İlturluların, ilgilerini çekmek ve bilgilendirilmelerini sağlamak amacı ile hazırlanmaktadır.

Bu sayfada doğu yönünde İzmir'den batı yönünde Çeşme'ye, kuzey yönünde Karaburun'dan, güney yönünde Alaçatı'ya; günümüz yerleşim yerleri ve ören yerleri ile ilgili bilgiler bulacaksınız.

 

GERENCE VE ILDIRI ADALARI

(Bu yazı, mevsimlik Ege Kültürü Dergisi "Miko"nun 3. sayısından alınmıştır. Sayfa: 32-35)

Yaşar ÜRÜK

 

Karaburun Yarımadası İzmir ilinin batı yönünde, “Sakız Adası’na basmak üzere olan ayak” misali, biçim olarak çizmeyi andırır, Ege Denizi’ne kıyısı olan bir yarımadadır. Yarımadanın kuzey, batı ve güney yönlerine uzanan üç dilinden kuzey yönünde olanda Karaburun, batı yönünde olanda ise Çeşme ilçeleri yer alır. Yarımadanın Karaburun ile Çeşme arasındaki kıyı çizgisinin hemen tam ortasında yer alan Ildırı Köyü ve çevresindeki yerleşim ve adalar, Miko’nun üçüncü sayısı için hazırladığımız bu çalışmanın alanı olacak.

Söze Gerence bölgesi ile başlamak istiyorum. Karaburun Yarımadası’nın batı yönündeki kıyı çizgisinde en büyük girinti Ildırı Körfezi’dir. Körfez adını, kıyısında bulunan ve adı hemen tüm haritalarda yanlış biçimde “Ildır” olarak yazılan Ildırı köyünden alır. Yaklaşık 40 km2 yüzölçümüne sahip Gerence Körfezi ise, Ildırı Körfezi’nin hemen kuzeybatı yönünde yer alır ve çevresine de kendi adını verir. 38o29’ ile 38o24’ kuzey, 26o24’ ile 26o31’ doğu koordinatları arasında yer alan Gerence Körfezi, Karaburun Yarımadası’nın tüm kuzeybatı kıyısı gibi “az bilinen” bir konumdadır. Ancak son on yıl içinde stabilize hale dönüştürülen ve İzmir Körfezi kıyısındaki Balıklıova Köyü’nü, Ege Denizi’ne ve Ildırı Köyü’ne ulaştıran karayolu bölgeye ulaşımı kolaylaştırınca, İzmirliler de Gerence ve çevresini keşfetmeye başlamıştır. Uzun kenarı kuzeybatı - güneydoğu yönünde uzanan bir dikdörtgen biçimindeki Gerence Körfezi, Ildırı Körfezi’ne açılan tek ağzıyla “Kapalı” denilebilecek bir körfezdir. Bu nedenle önemli sayılabilecek üst ya da dip akıntıları yoktur. Körfezin en kuzey noktasında Karareis Koyu bulunur. Koy, Gerence Körfezi’ne bakan üç önemli yerleşim yerinden Karareis Çiftliği yanında kurulmuş bulunan ve Balıklıova Köyü’ne yaklaşık 17 km. uzaklıktaki Karareis siteleri önünde yer alır. Karareis’ten güneybatı yönünde uzanan ve Karaburun Yarımadası ile Yunanistan’a ait Koyun Adaları (Nisos Oinousa) arasındaki Eğriliman Boğazı’nı Gerence Körfezi’nden ayıran yarımada Çolak Burnu ile son bulur. Kuzeybatı yönüne bakan kıyıları denize dik inen kayalık yamaçlarla çevrili bu yarımadanın en yüksek noktası 312 m. irtifasıyla Teke Dağı’dır. Gerence Körfezi kıyısını Karareis Koyu’ndan güneydoğu yönüne izlenirse “Kuş uçuşuyla” yaklaşık 9 km. sonra Gerence Koyu’na varılır. Bu “varış” sırasında, kıyıda iki önemli yükseklik dikkate çarpar. Bunlardan ilki Yelkentaşı, diğeri ise 441 m. irtifalı Sıralı Kaya’dır. Yelkentaşı’nın arka taraflarında ve Küçükbahçe yolunun hemen güney yönünde yazları kuruyan İris Gölü bulunur. Su tuttuğu dönemlerde gölün uzunluğu birkaç yüz metreyi bulmaktadır. Gerence Koyu’nda körfezin en önemli yerleşim yeri olan İltur Sitesi vardır. Yaklaşık 460 konutlu site Balıklıova Köyü’ne bağlı bir mahalledir. Bu satırların yazarının yaşamını geçirmekle gurur duyduğu site kıyısında resmi kayıtlı, büyük bir iskele de bulunmaktadır.

Arka Plandaki Yamaçta; Erythrai Döneminden Kalma Mermer Ocağı

Gerence Koyu’nda güneybatı yönüne dönen körfez kıyısı yaklaşık yine “Kuş uçuşu” yaklaşık 3800 m. sonra körfezin en güney noktasına ulaşır. İşte bu kıyı önlerinde Gerence Körfezi’nin iki adası yer alır. Bunlardan ilki Gerence Koyu’nun güney yönünde hemen bittiği noktada bulunan kayalık burnun karşısında yer alan Gerence Adası’dır. Yaklaşık 80 m. çapında daireye çok yakın şekle sahip Gerence  Adası’nın kıyıya en yakın noktası 50 metreden fazla değildir. Kıyı çizgisi ile ada arasındaki bu dar boğazın en derin noktası ise 9 m. kadardır. Gerence Adası tamamen kayalık, üzerinde toprak bulunmayan bir adadır. Bitki örtüsü olarak küçük makiler, dikenli çalılar vardır. Kış aylarında ender de olsa yabani beyaz zambak görülür. Sitelerine yaklaşık 800 metrelik mesafesi ile İltur sakinlerinin iyi bir yüzme noktası olarak kullandıkları adanın yerleşik sakinleri martılardır. Gerence Adası’nın önünde yer aldığı yamacın hemen üzerinde bölgedeki mermer ocaklarının en eskisi bulunur. Antik kent Erythrai döneminden kalma bu mermer ocağından “Gerence Beji” olarak bilinen oldukça kaliteli taş çıkarılır. Ocağın hemen önündeki kıyıda mermer taşıyan gemilerin yanaşması için inşa edilmiş rıhtıma ait taş blokların su altında kalmış parçalarına rastlanır.

Gerence adasından güney yönüne doğru kıyıyı izlerken karşılaşacağımız en önemli doğal yapı bazılarınca “Yılanlı Burun” olarak  da adlandırılan Kiremit Burnu’dur. Körfezin en güney noktasında yer aldığını söylediğimiz koyun güneybatı yönündeki yamaçta en büyüğü milletvekilleri tarafından kurulan Günkent Sitesi olmak üzere 3 ayrı kooperatife ait konut grupları yer alır. İşte bu koyda, Gerence Körfezi’ndeki ikinci adayı görürüz. Gerence Adası’ndan daha büyük olmasına karşın, bu adanın konulmuş bir adı yoktur ve “Boş Ada” olarak anılır. Üçgen biçimindeki Boş Ada’nın uzun kenarı yaklaşık 250 m.’dir. İlkinin aksine bu ada toprak ve düz zeminlidir. Adanın güney doğu kıyısı genellikle az sayıda balıkçı teknesine doğal barınak görevi görür. Boş Ada’da birkaç çalının dışında bitki örtüsü yoktur. Adanın bulunduğu koydan itibaren kuzeybatı yönünde ilerleyen kıyı çizgisi “Kuş Uçuşu” ile yaklaşık 4 km. uzunlukta bir yarımadanın kuzeydoğu kıyısını oluşturur. İşte bu yarımada Gerence Körfezi’ni Ildırı Körfezi’nden ayırır. Uç noktasında Kiraz Burnu’nun yer aldığı yarımadanın iki önemli yüksekliği, batı yönünde 47 m. yükseklik ile Punta ve doğu yönünde 52 m. yükseklik ile Banyoz tepeleridir.

Kiremit Burnu (Arka planda İltur sitemiz ve Gerence Adası)

“Gerence” özellikle biz denizciler arasında “Yelken geren rüzgarlı yer” anlamında kullanılan bir sözcüktür ve ülkemiz kıyılarında birkaç yerde bu ada rastlanır. Yazımıza söz konusu olan Gerence, aynı adı taşıyan körfezin özellikle doğu yönündeki bölgeye verilen addır. Burada yılın büyük bölümünde hakim rüzgarlar fırtınalı günlerde Yıldız ve Poyraz, fırtınasız günlerde ise Gündoğusu ve İmbat’tır. Yıldız ve Poyraz rüzgarları Gerence Körfezi’nin özellikle Karareis önlerinde neredeyse hiç dalga kaldırmazken, arazi yapısındaki özellik nedeniyle Gerence bölgesinde şiddetli eser. Bu güçlü esişin nedeni; kuzeyden gelen ve tüm Ege kıyılarını etkileyen rüzgar deniz suyunun etkisiyle soğumuş bir biçimde Karaburun Yarımadası’na ulaşmasıdır. Hemen hemen Midilli Adası’ndan sonra hiçbir engelle karşılaşmadan ilerleyen soğuk katmanlar bu noktada bir yarımada için oldukça yüksek sayılabilecek dağ sırası ile karşılaşır. Yarımadanın en yüksek noktası olan, 1218 m. rakımlı Akdağ, hem Çatalkaya, hem de Yamanlar dağlarından yüksektir. Bu dağ bazı haritalarda Boz Dağ olarak geçer ve yüksekliği de 1157 ile 1212 m. olarak da farklı ölçülerde gösterilir. Soğuk kuzey rüzgarları işte bu Akdağ’ı aşamayınca akışına uygun biçimde güneye yönlenir ve orada ikinci önemli engel ile karşılaşır. Bu 1039 m. irtifasıyla Mertekyanı Tepesi’dir. Aynı yöne akışı sürdüren rüzgar bu kez üçüncü engel ile karşılaşır. Bu 848 m. irtifasıyla Bölmeç Dağı’dır ve hemen İltur Sitesi’nin arkasından yükselmeye başlar. İşte bu noktaya kadar Karaburun Yarımadası üzerinde yaklaşık 20 km. yol alan rüzgar, bu arada toprak yüzeyindeki ısıdan da etkilenir ve genişleyip hafifleyerek, Bölmeç Dağı’nın alçaldığı noktada yakaladığı vadide adeta iz sürerek Gerence Körfezine doğru hızla akmaya başlar. Eğimin etkisiyle de hızlanan rüzgar sonunda İltur Sitesi’nin hemen arkasındaki boşluktan Gerence Körfezi’ne doğru, bazen 50 km/h’yi aşan bir hızla, adeta sel gibi boşalır. Bu rüzgarın Gerence’deki adı “Haydar”dır. Çeşme Ilıca sakinleri ise özellikle yaz aylarında kendilerine tatsız anlar yaşatan bu rüzgardan “Gerence” diye söz ederler. Oradan da hızla güneye inmeyi sürdüren rüzgar sonunda Alaçatı’ya ulaşır ve Alaçatı Koyu’nun, dünyanın sayılı surf merkezlerinden biri olmasını sağlar. Gerence Körfezi’nde sözünü ettiğimiz iki adanın yanı sıra üç önemli kayalık vardır. Bunlardan biri Karareis Koyu’ndadır. İkincisi Gerence Koyu girişinde Punta Tepesi önlerinde, sonuncusu ise Çolak Burnu açıklarında Çolak Kayalıklarıdır. Denizciler için özellikle son ikisi oldukça tehlikeli olan ve seyir yolu üzerinde bulunan bu kayalıklarda önemli kazalar olmuştur.

En derin noktası 63 m. olan Gerence Körfezi yıllar boyunca Karaburun Yarımadası’nın en temiz denizi olarak ün yapmıştır. Üstelik hem olta balıkçılığı hem de su altı balık avcılığı için bereketli av sahaları vardır. Olta ile yapılan avda, şanslı gününüzdeyseniz ve iyi bir yer yakaladıysanız başta mercan ve çipura olmak üzere fangri, sinarit, karagöz, sargos, izmarit, gopez, ada beyi (iskorpit), ısparoz, istavrit, izmarit, kolyoz, papağan, turna, levrek, zargana iyi av verir. Ancak profesyonel balıkçı teknelerinin “Kaçak” avlanmaları ve yoğun olarak “Dip tarama”ları körfezdeki balık yataklarını olumsuz ölçüde etkilemiştir. Öte yandan son yıllarda sayıları artan ve küçük bir alanda “İç içe” konuşlanan balık çiftlikleri de körfez suyunun oldukça hızlı biçimde kirlenmesine yol açmıştır. Mevcut yasada balık çiftliklerinin “Yerleşim yerlerine en az 1 km. uzaklıkta olmaları” koşulu varken, burada konutlara 400 m. uzaklıkta, üstelik deniz trafiğini engelleyecek biçimde çiftlik kurulmasına ilgililerce göz yumulmaktadır. “Bunda ne var? Vatandaş ucuz balık yiyecek?” türünden ilkel popülist yaklaşımlarla verilen yasa dışı tavizler, ülkemize ve denizlerimize kısa zaman sonra “Geri dönülemez” zararlar verecektir.

Yaklaşık 120 km2 yüzölçümüne sahip Ildırı Körfezi Karaburun Yarımadası’nın en büyük körfezidir. 38025’ ile 38018’ kuzey, 26019’ ile 26029’ doğu koordinatları arasında yer alan Ildırı Körfezi kıyılarında Gerence Körfezi’nin aksine yoğun bir yerleşme görülür. Bu yerleşimin merkezi ise Ilıca’dır. Uzun kenarı güneybatı - kuzeydoğu yönünde uzanan Ildırı Körfezi, doğrudan Ege Denizi ile bağlantılıdır. Ada sayısı açısından oldukça zengin olan körfezin en kuzey noktasında yukarıda sözünü ettiğimiz Çolak Burnu vardır. Çolak Burnu önlerinde, körfezin kuzey yönünde, Ildırı Körfezi’nin Ege Denizi’ne açıldığı bölümde önemli bir ada grubu bulunur. 9 adadan oluşan bu grupta en önemli ada, İzmir adalarının içinde Uzun Ada’dan sonra en büyüğü olan Kara Ada’dır. Yaklaşık 3 km. uzunluğunda ve en yüksek noktası 218m. olan  bu adanın birkaç koy dışındaki hemen tüm kıyıları denize dik inen kayalık biçimindedir. Kuzey yönündeki Eğriliman Boğazı’ndan adanın kuzeydoğu yönündeki Ayrıktaş Burnu önlerinde Ildırı Körfezi’ne geçiş yapılan adanın bu bölümü açıklarında körfezin 72 m. ile en derin noktası bulunmaktadır. Kara Ada’nın batı yönünde üç adadan oluşan gruba Uzun Adalar denmektedir. Biri güney, biri batı yönlerinde, üçüncüsü ise yukarıda sözü geçen Ayrıktaş Burnu önünde olmak üzere kıyı çevresinde üç minik ada daha bulunan Kara Ada’nın Gerence Körfezi’ne bakan batı yönünde iki önemli ada vardır. Güney batı yönündeki küçük bir adasıyla Küçük Ada ve Toprak Ada. Daha büyük olan Toprak Ada’nın 22 m.’ye ulaşan yüksekliğine karşın Küçük Ada’da bu yükseklik 72 m.’ye ulaşır. Kara Ada ile Küçük Ada arasındaki boğaz Mercan Geçidi olarak bilinir ve en derin noktası 61 m. olan geçit gerçekten de keyifli mercan avı verir. Adalardan biri yakın zamanlarda terk edilerek yaşamlarını burada sürdüren merkepler nedeniyle “Eşek Adası” olarak da anılmaktadır. Kara Ada ve çevresindeki adalarda sürekli yerleşim yoktur ancak masmavi sulara sahip inanılmaz güzellikte koyları nedeniyle, yaz aylarında özellikle Çeşme’den günübirlik tekne turlarıyla önemli sayıda gezgin gelmektedir.

Ildırı Körfezi Uydudan Görünümü

 

.Ildırı Körfezi’nin en batı noktasındaki koyun kıyısındaki yamaçta, körfeze adını veren Ildırı Köyü yer alır. “Ildırı” adı antik dönemdeki Erithrai adından gelmektedir. Kentin kuruluşu Erythrus adlı birinin komutasında, Girit'ten göç eden bir topluluğa bağlanır. Erythrus, "Kızıl" anlamına gelen adını, kente verir. Sonraları Kodros'un oğlu Knopos, Anadolu'daki çeşitli kentlerden topladığı bir avuç İonialıyı Erythrai'a yerleştirir. Bu erken evrede kentin refah ve zenginlik içinde yaşadığı anlatılmasına karşın, ta­rihine ilişkin yeterli bilgi henüz yoktur. Herodotos, Erythrailılar ile Khiosluların (Sakızlılar) aynı İon lehçesini konuştuklarına değinir. Ama bu özelliğin, iki topluluk arasında bir dostluk yarattığı pek söylenemez. İ.Ö. VII. yüzyılda Erythrai kenti, Khios ve Miletos ile savaşır. Sözü edilen savaştan kısa süre önce, Erythrai'ın Miletos ile birlikte Propontis’te (Marmara Denizi) Panon kolonisini kurduğu bilinmektedir. İ.Ö. 494 yılında Lade Savaşı sırasında, Khios'un yüz gemisine karşılık Erythrai, İon donanmasına sekiz gemi verir. Delos Birliği'ne ise yedi talent öder ki bu tutar İonia'daki en büyük kentlerin ödediği vergiye eşittir. Ören yerinde ortaya çıkarılan IV. yüzyıl yazıtları arasında Karia Satrabı Maussollos adına yayımlanan bir kararna­me de vardır. Kararnamede Maussollos, Erythrai kentinin velinimeti olarak nitelenir.                                                                                                                

Erythrai kentine ayrıcalık kazandıran nedenlerden biri de ünlü Sibyl, Herophile'nin burada yaşamasıdır. Sibyl, antik çağda bilicilik yetisine sahip bazı kadınlara verilen addır. Sayılarının 4 ile 12 arasında olduğu konusunda çeşitli varsayımlar vardır.

              Erythrai Tepesi'nin Ildırı Köyü Yönünden Görünümü

                          Erythrai Tepesi'nden Ildırı Görünümü

 

Erythrai kentinin kalıntıları, XIX. yüzyılda yağmalanmış olması nedeniyle fazla değildir. Yaklaşık 85 m. yükseklikteki akropolis çevre tepelerden apayrı görüntüdedir. Limanı ise antik dönemde "Hippiatlar" adı yakıştırılan takımadalardan bir adacığın yardımıyla, korunaklı bir görünüm kazanır. Kenti çevreleyen yaklaşık 4 km. uzunluğundaki surlar kuzey ve doğu yönlerindeki alçak sırtları izler. Böylece sınırlanan topraklar, surların içinde kentin doğusunda ortaya çıkan bir ırmakla sulanır. Yaklaşık 1.5 km. uzunluğundaki akarsu, Gerence çevresindeki bir çok su gibi acıdır. İçilmeye uygun olmayan bu sudan, ancak tarımda yararlanılır. Irmağın denize yakın kesimleri çevreyi bir bataklığa dönüştürür. Antik dönem tarihçisi Plinius yöredeki bir suyun “İnsan vücudunda kıl çıkartmak gibi garip bir özelliği olduğunu” söylemiştir. Irmak suyu içilemediğinden, Erythrai’a kimi yerde toprak altından, kimi yerde toprak üstünden devam ettirilen künklerle su getirilmiştir. Ören yerinde birçok künk bulunmuştur. İyi durumda koruna gelmiş surlar özenli bir işçilik gösteren, kesme taş örgülüdür. Aralıklı olarak kapı ve kuleler ile donatılmıştır. Duvar kuzey yönünde, adeta ikinci bir akropolis oluşturan kayalık bir tepecikte sona erer. Kıyıda sur kalıntısı yoktur.

Akropolisi koruyan iç kale duvarlarından kalıntı azdır. Yalnızca Ildırı Köyü'nün yukarısında “İç sur”un bazı parçalarına rastlanır. Duvar işçiliği dış surlardakine benzer. Dorukta bir Rum kilisesinin yıkıntıları vardır. Akropolis tepesinin kuzey yamacına oturtulan tiyatro pek iyi durumda değildir. Yapı 1963 yılında İzmir Müzesi adına kazılmaya başlanmış, “Cavea”daki merdivenlerin korunduğu fakat, oturma sıralarının yalnızca temellerin kaldığı gözlemlenir. Sahne yapısının izine rastlanmamıştır. Tiyatro, kuzey yönüne bakar. Tiyatronun ilk kez ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. İ.S. II. yüzyıla tarihlenen bir yazıtta tiyatrodan söz edilmektedir. Aslında, Erythrai'daki hiçbir tapınağın yeri kesin bir biçimde bilinmemektedir. Kalıntılar böyle bir saptamaya izin vermeyecek ölçüde yağmalanmıştır. Oysa kentin birçok tapınağa sahip olduğu bilinmektedir.

Ildırı Koyu’nda irili ufaklı bir düzineden fazla ada bulunur. Bunlardan kuzey yönünde yer alan grup içinde koyun en büyük adası olan Karabağ Adası bulunur, onun hemen batı yönünde yer alan grup ise Çifte Adalar adıyla anılır. Son grubun batısında ise üzerinde fener bulunan ufak ada vardır. 46 m. yüksekliğindeki Karabağ Adası önünde Yaşar Holding’e ait çevrenin en önemli balık çiftliği bulunur. Koyun en önemli iki adası Ildırı Köyü’nün hemen önündeki Yassıada ile Germiyan Yalısı’na yakın olan 26 m. yüksekliğe sahip Mustafa Çelebi adasıdır. Ildırı Köyü’nde Ilıca’ya doğru uzanan kıyıda en önemli iki yükseklik Mustafa Çelebi Adası karşısındaki 107 m. yükseklikteki Belen Tepe ile, Germiyan Yalısı arkasındaki 142 m.’lik Güzelyer Tepesi’dir. Şifne Koyu’ndan hemen sonra ulaşılan Ilıca antik bir yerleşme değildir; Lebedos gibi, Erythrai çevresine de ün kazandıran sıcak su kaynaklarından birinin yanında ku­rulmuştur. Ünlü Paşa Limanı’nın (ya da Koyu) bulunduğu Deve Boynu yarımadası, Kayataş Burnu’ndan Ilıca Koyu’na dönülür. Koy, batı yönünde Altın Yunus tesislerinin de üzerinde bulunduğu yarımadada Punta Burnu ile sona erer ve kıyı şeridi Dalyanköy’e doğru kuzeye yönelir. Kuzey’deki iki uç nokta olan Top ve Uç burunları Alibostan Koyu’nu da çevreler. Bu koyun kuzey yönünde                oldukça yoğun bir kayalık grup arasında üzerindeki feneriyle yazımızda sözü geçen son adamızı görürüz: Alev Adası.

İzmir diğer doğal güzellikleri gibi “Adaları” açısından da oldukça zengin bir ildir. Her zaman söyleyip yazdığımız gibi “Yaşanılası” bir dünya cennetidir.

Çeşme